4 Haziran 2012 Pazartesi

Hazine Borçlanması ve Sürdürülebilir Bütçe Dengesi

Hazine Borçlanması ve Sürdürülebilir Bütçe Dengesi

Hazine, bütçe açığını karşılamak veya geçmişten gelen ve bu yılın bütçesinde oluşan faiz dışı fazlanın karşılayamayacağı borç geri ödemelerini yapabilmek için borçlanır. Asıl nedeni budur. Bir de çok sık başvurulmasa da para politikasına destek olmak üzere maliye politikasının bir aracı olarak piyasada oluşan aşırı likiditeyi çekme konusunda Merkez Bankası’na yardım amacıyla borçlanmaya gidilebilir.

Asıl olarak bütçe açıklarını karşılamayı hedefleyen Hazine’nin borçlanma ihtiyacı için şöyle bir denklem yazılabilir:

Hazinenin borçlanma ihtiyacı = Cari yılın bütçe açığı + İç borç anapara ve faiz ödemeleri + Dış borç anapara ve faiz ödemeleri

Bu ihtiyacın nasıl finanse edileceğini göstermek için de bir denklem yazmamız gerekirse şöyle yazabiliriz:

Hazine finansmanı = İç borçlanma + Dış borçlanma + Diğer finansman

Bu denklemde yer alan diğer finansman kalemi içinde faiz dışı fazla, özelleştirme gelirleri, İssizlik Sigortası Fonundan yapılan aktarımlar, TMSF'den sağlanan gelirler, devirli ve garantili borç geri dönüşleri, kasa ve banka değişimi ve kur farkı kalemleri yer almaktadır.

Hazine borçlanması iki şekilde yapılır: İç borçlanma ve dış borçlanma. Her ikisi de günümüzde piyasadan tahvil veya bono ihracıyla yapılmaktadır. Yani Hazine kişilere ya da kurumlara kâğıt satmakta ve karşılığında aldığı parayı finansman ihtiyacında kullanmaktadır.

Aşağıda Hazine’nin geçen hafta içinde açıkladığı 2012 yılı Haziran – Temmuz – Ağustos dönemini kapsayan 3 aylık finansman programını bir tablo halinde sunuyorum.


(Milyar TL)
Ödemeler
27,7
İç Borç Ödemeleri
22,5
Anapara
12,3
Faiz
10,2
Dış Borç Ödemeleri (Anapara + Faiz)
5,2
Finansman
27,7
İç Borçlanma
17,5
Dış Borçlanma
1,0
Diğer Finansman
9,2

Buna göre önümüzdeki üç aylık dönemde Hazine 27,7 milyar TL’lik borç anapara geri ödemesi ve faiz ödemesi yapacak ve bunu üç yoldan finanse edecektir: İç borçlanma, dış borçlanma ve diğer finansman. Hazine, iç piyasaya toplam 22,5 milyar TL’lik iç borç ödemesi yapacak olmasına karşılık iç piyasadan toplam 17,5 milyar TL’lik yeni borçlanma yapmayı planlamakta aradaki 5 milyar TL’lik farkı da başta faiz dışı fazla olmak üzere diğer finansman kaynaklarından kapatmayı öngörmektedir. Bu durumda Hazine, piyasaya 5 milyar TL likidite bırakmış olmaktadır.

Hazine’nin iç borç çevirme oranı şöyle hesaplanıyor:

İç borç çevirme oranı = İç borçlanma / İç borç ödemeleri
Yukarıdaki sayıları bu denkleme uygularsak Haziran – Temmuz – Ağustos 2012 için iç borç çevirme oranını şöyle hesaplayabiliriz:

İç borç çevirme oranı = 17,5 / 22,5 = 0,78 (yani yüzde 78.)

Buna göre Hazine piyasaya ödediği her 100 TL’ye karşılık piyasadan 78 TL’lik yeni borçlanma yapmaktadır.

İç borç çevirme oranında gerçek bu mudur? Bana göre gerçek iç borç çevirme oranında iç borç ödemelerinde faiz ödemeleri işin içine katılmamalıdır. Yani iç borçlanma nasıl ki yalnızca anapara üzerinden alınıyorsa iç borç ödemeleri de yalnızca anapara üzerinden alınmalı ve iç borç çevirme oranı öyle hesaplanmalıdır. Aksi takdirde pay ve paydayı aynı bazda ele almak için yeni iç borçlanma için ödenecek faizleri de işin içine katmamız gerekir.

Buna göre iç borç çevirme oranının doğru denklemi şöyledir:

İç borç çevirme oranı = İç borçlanma / İç borç anapara ödemeleri

Şimdi yukarıdaki sayıları bu denklemde yerlerine koyalım:

İç borç çevirme oranı = 17,5 / 12,3 = 1,42. Yani yüzde 142.

Buna göre faiz ödemeleri dışarıda bırakıldığında Hazine önümüzdeki üç ayda yapacağı her 100 TL’lik iç borç ödemesine karşılık 142 TL’lik iç borçlanma yapacak demektir. Bu da bizim borç stokumuzun artacağı anlamına geliyor.

Eğer bu oran yükseliyorsa özel kesimin piyasadan dışlanması (crowding out etkisi) oran düşüyorsa özel kesime piyasadan yararlanma imkanının artması (crowding in etkisi) söz konusu oluyor demektir.

Sürdürülebilir Bütçe Dengesi

Kamu kesimi mali dengeleri konusunda literatürde kullanılan kavramlar arasında bütçe dengesi, faiz dışı denge, kamu genel finansman dengesi, hazine nakit dengesi gibi kavramlar bulunuyor. Ben bunlara bir de sürdürülebilir bütçe dengesi kavramını ekliyorum.

Sürdürülebilir bütçe dengesi = Bütçe faiz dışı giderleri toplamı / Bütçe vergi gelirleri.

Sürdürülebilir bütçe dengesi kavramının ötekilerden ne farkı var? Ya da ben böyle bir kavramı izlemeye niçin ihtiyaç duyuyorum?

Bu kavramın en önemli farkı gelirler açısından yalnızca vergi gelirlerini hesaba katmasında yatıyor. Bir başka deyişle bu denklemde özelleştirme gelirleri, 2B gelirleri, mali af gelirleri gibi bir defaya mahsus gelirler yer almıyor. Giderler konu olduğunda da yalnızca faiz dışı giderleri alıyorum.

Kavramın, faiz dışı dengeden farkı hesaplamaya alınan gelirlerde ortaya çıkıyor. Faiz dışı denge hesabında bütün bütçe gelirleri hesaplamaya katılırken sürdürülebilir bütçe dengesi kavramında yalnızca vergi, gelirleri hesaba alınıyor.

Aşağıda 2005 yılından 2012 Nisan ayına kadar bütçe gelişmeleri gösteriliyor.

Milyar YTL
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012/4
Gelirler
134,8
171,3
189,6
208,9
215,1
254,0
295,9
106,5
Vergi Gelirleri
106,9
137,5
152,8
168,1
172,4
210,5
253,8
84,4
Diğer
27,9
33,8
36,8
40,8
42,7
43,5
42,1
22,1
Giderler
144,6
175,3
203,5
226,0
267,3
293,6
313,3
111,5
Faiz Dışı Giderler
98,9
129,4
154,8
175,3
214,1
245,3
271,1
89,6
Faiz Giderleri
45,7
45,9
48,7
50,7
53,2
48,3
42,2
21,9
Bütçe Dengesi
-9,8
-4,0
-13,9
-17,1
-52,2
-39,6
-17,4
-5,0
Bütçe Dengesi / GSYH
-1,5
-0,5
-1,6
-1,8
-5,5
-3,6
-1,3
-0,4
Faiz Dışı Denge
35,9
41,9
34,8
33,6
1,0
8,7
24,8
16,9
FDF/GSYH (%)
5,5
5,5
4,1
3,5
0,1
0,9
1,9
1,3
Sürdürülebilir Bütçe Dengesi
8,0
8,1
-2,0
-7,2
-41,7
83,1
59,5
27,1
SBD / GSYH
1,2
1,1
-0,2
-0,8
-4,4
-3,1
-1,3
-0,4
Sürdürülebilir bütçe dengesinin GSYH’ya oranı 2005 – 2010 yıllarında daima bütçe dengesinin GSYH’ya oranının altında seyretmiştir. Hatta 2005 ve 2006 yıllarında bütçe açık verirken sürdürülebilir bütçe dengesi fazla vermiştir. 2011 yılı ve 2012 yılının ilk 4 ayında ise bütçe açığının GSYH’ya oranı ile sürdürülebilir bütçe dengesi açığının GSYH’ya oranı aynı düzeye gelmiştir. Bu bize artık vergi gelirlerinin faiz dışı giderleri karşılamakta zorlandığını ve her yıl bir defaya özgü gelirlere olan ihtiyacın giderek arttığını gösteriyor.

Her yıl yeniden bir defaya özgü gelirler keşfedip uygulamaya koyarak sonsuza dek bütçe açığını kapatmak mümkün görünmüyor. O nedenle artık zaman geçirmeden dolaylı vergilerden dolaysız vergilere doğru vergi dönüşümünü yapmak ve kayıt dışı kalmış olan vergiye tabi işlemleri kayda almak, kısacası yapısal reformlara girişmek gerekiyor.
 
 
Mahfi EĞİLMEZ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder