30 Ekim 2012 Salı

Altın neden çok konuşuluyor?

Kamuoyunda altın muhabbetleri bir süredir çok yoğunlaştı. Bir neden fiyatının yükselmesidir ve/veya düşmesidir. İnsanlar, neredeyse sabit giden faiz ve kur kazancı yerine altına yönelmekte daha fazla kazanç sağlama amacı gütmektedirler. Vatandaş yastık altında servet (altın) tutmayı evvelden bu yana sever. Nedeni ise zenginliğinin elinin altında olmasıdır. Buna da en müsait servet aracı altın olarak algılanır. Diğer taraftan altın, serveti enflasyondan az zahmetle korur.

Altın hakkında bu denli yoğun konuşmaların ikincisi altın mevduatında gelişmelerdir. Eskiye nazaran artan altın hesapları hırsızlık vs. riskleri azaltıyor. Bu durum bankalara da cazip geliyor. Merkez Bankası da teşvik ediyor. Banka karşılıklarının bir bölümünün (yüzde 30) altın olarak tutulmasına izin veriyor.

Üçüncüsü altın dış ticaretinde şaşırtan yön değişimidir. Yılbaşından bu yana İran’a altın ihracatı patladı. Altın ticareti yapılan ciddi bir "mal" haline geldi. Kamuoyunda soru işaretlerine yol açtı. Komplo teoricilerine gün doğdu.

Dördüncüsü, ekonomik koşulların zorlaşması ile evvelden altın stoku olan vatandaşın altın bozdurmaya yönelmesidir. Türkiye ekonomisinde son dönemde kullandırılan kredilere baktığımızda durumun vehameti ayyuka çıkıyor ve insanların satınalma güçlerinin (tüketim harcamalarının) ciddi bir şekilde törpülendiğini anlıyoruz. Bu durumla birlikte insanlar stoklarındaki altınları bozdurarak satınalma güçlerini korumaya çalışıyorlar ve altın arzı artıyor. Piyasadaki altın ise ihraç ediliyor.İlk kez değildir. Küresel kriz sırasında da Türkiye altında büyük net ihracatçıya dönüşmüştü.

Dolayısı ile Türkiye’nin altın stoğu gündeme geldi. Ortalıkta sayılar uçuşuyor. Adı üstünde; yastık altı. Tahmini kolay değildir.Bu durum Türkiye’nin kayıt dışı ama tahmini zor olan bir reel  servet kalemine işaret ediyor. Hal böyle olunca da altının ne tarafa gideceğini tahmin "fal işi"ne dönüyor.

23 Ekim 2012 Salı

3.Hafta Mikro İktisat Deneme Soruları


Soru-1 Kamu malının temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
A)Bedelini ödemek zorunda olmayan tek bir kişi tarafından tüketilmesi
B)Bedelini ödemek zorunda olan tek bir kişi tarafından tüketilmesi
C)Bedelini ödedikleri sürece herkesin aynı anda tüketebilmesi
D)Karşılığında bir bedel ödemeseler bile herkesin aynı anda tüketebilmesi
E)Kamu tarafından üretilip bedelinin özel kesim tarafından ödenmesi
CEVAP:
Toplumdaki kişilerden bir ya da birkaçı tarafından tüketildiğinde, diğer kişilerin de tüketmelerinin mümkün olduğu, tüketilmesi sonucunda miktarı azalmayan mallara kamusal mallar denir.
Diğer bir ifade ile, maliyetine aynı ölçüde katkı sağlamasalar da herkesin eşit olarak tükettiği mallara  kamusal mallar denir. ( Örneğin; devletin adalet hizmeti vermesi neticesinde adliye sarayının bir maliyeti vardır. Hakim ve savcıların maaşı, binanın kirası, çalışan araçların giderleri, kırtasiye masrafları, ısınma ve aydınlatma giderleri v.b...Kural olarak devlet bu giderleri topladığı vergilerden karşılar. Ancak hizmet verilirken kimin ne kadar vergi ödediğine bakılmaksızın herkese eşit hizmet sunulur. Yani vergi ödemeyen birisine sen adalet hizmetinden yararlanamazsın denemez.)
Örnekten de anlaşılacağı zere  Kamusal malların en tipik özelliği, herkesin eşit şekilde yararlanması, bölünememesidir (bölünemezlik özelliği). Diğer örnekler ise ulusal güvenlik, sokak aydınlatması v.b.
Bu özelliğe bağlı olarak kamusal mallar rakipsizlik ve dışarıda tutulamama niteliklerine sahip mallar olarak ortaya çıkmaktadır.
Rakipsizlik, tüketiminde rekabetin olmamasıdır. Örneğin ulusal güvenlik konusunda insanlar birbirleriyle rekabet etmezler, bir kişi tükettiğinde miktarı azalmaz, eşit şekilde paylaşılır.
Dışarıda tutulamama (dışlanamazlık), bir kişinin kamusal maldan yararlanması, başkalarının aynı hizmetten yararlanmasına engel değildir.
Eşit ve ortak bir şekilde kullanılan adalet hizmetleri, sokak aydınlatması, güvenlik hizmetleri gibi kamusal mallar, “tam ya da saf kamusal mallar” olarak adlandırılır.
Kamuya ait plajlar, otoyollar, paralı köprüler, kablolu TV gibi mallar ise yarı kamusal mallardır.
Kamusal malların ne kadar üretileceğine ve nasıl fiyatlandırılacağına kamu otoritesi karar verir. Dolayısıyla piyasa mekanizması devre dışıdır. Bu nedenle bu tür malların varlığında etkinlikten bahsedilemez.
Soru-2 İş gücü arz kararı veren bir Ahmet Bey için ücret oranı arttıkça boş zaman için ikame etkisinin gelir etkisinden daha fazla olduğu durumda, bireyin iş gücü arz eğrisinin şekliyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A)Belirli bir ücret oranına kadar pozitif eğimli, bu ücret oranının üzerinde ise negatif eğimlidir.
B)Her ücret düzeyinde pozitif eğimlidir.
C)Esnekliği sıfırdır.
D)Esnekliği sonsuzdur.
E)Belirli bir ücret oranına kadar sıfır esneklikte, bu ücret oranının üzerinde ise pozitif eğimlidir.
Cevap:
 
            Emek Piyasasında Emek Arzı için İkame etkisi; ücret arttığında (azaldığında) boş zamanın fırsat maliyeti artacaktır (azalacaktır). Bir başka ifade ile kişi için daha fazla çalışmamak eskisine nazaran kaybedeceği ücreti artırmıştır. ( Örneğin; günde 8 saat çalışarak 1500TL maaş alan bir işçiye, günde 10 saat çalışması neticesinde 2000TL teklif edilirse; 2 Saat evde yatmanın fırsat maliyeti öncesinde 0 iken şimdi 500TL olmuştur. Bu durumda kişi çalışmayı boş zamana ikame eder. Ücret arttıkça ikame etkisi gereği boş zaman isteği azalır.) Emek Piyasasında  Emek arzı için İkame etkisi daima negatif yönlüdür.
Gelir etkisi ise, ücretler arttığında işçilerin geliri artacağı için boş zaman talebinin artmasıdır. Boş zaman normal bir maldır. Gelir arttığında talebi artar, gelir azaldığında talebi azalır. ( Örneğin; günde 8 saat çalışarak 15.000TL maaş alan bir doktora, günde 10 saat çalışması neticesinde 20.000TL teklif edilirse; 2 Saat evde yatmanın fırsat maliyeti öncesinde 0 iken şimdi 5000TL olmuştur. Ancak doktor için artık boş zaman yani ailesiyle geçireceği zaman daha değerlidir. Çünkü yeterince gelire sahiptir. Diğer bir ifade ile 2 saat boş zamanını 5000TL'ye değişmez.) Gelir etkisi daima pozitif yönlüdür. Ücret arttıkça kişilerin boş zaman talebi artar.
v  Eğer ikame etkisi gelir etkisinden büyükse (ikame etkisi kişi için daha baskınsa )emek arz eğrisi         pozitif      eğimlidir! Ücret arttığında boş zaman talebi düşer, emek arzı artar.
v  İkame etkisi gelir etkisinden küçükse ( kişi yeterince gelire sahipse ve artık gelir etkisi daha baskınsa )emek arz eğrisi negatif eğimlidir! Gelir etkisi büyük iken, ücretler arttığında insanlar daha az çalışmak istemektedir.
v  Genel olarak düşük ücret/gelir düzeylerinde ikame etkisi gelir etkisinden büyüktür. Yani düşük gelir/ücret düzeylerinde emek arz eğrisi pozitif eğimlidir.
v  Yüksek ücret/gelir düzeylerinde ise gelir etkisi ikame etkisinden büyüktür. Gelir arttıkça insanlar daha çok boş zamanı, dinlenmeyi ve tatili seçmektedir. Emek arz eğrisi bu nedenle belli bir ücret düzeyinden sonra negatif eğimli olmaktadır ve tersine dönen emek arz eğrisi ortaya çıkmaktadır  
 
 
Soru - 3 Otomobil fabrikasında çalışacak işçilere olan talebin otomobile olan talepten kaynaklandığı düşüncesi aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılır?
 
A)Otomobil işçilerinin marjinal ürün değeri
B)Marshallgil talep
C)Dolaylı talep
D)Çıktı talebi
E)Türetilmiş talep

15 Ekim 2012 Pazartesi

2.Hafta Mikro İktisat Deneme Soruları


1) Bir monopolcü Q birim mal arz ettiğinde piyasada oluşan fiyat P=10-Q olmaktadır. Monopolcünün marjinal

maliyeti 2TLdir ve üretim yaptığı takdirde lisans ücreti olarak devlete 30 TL ödemesi gerekmektedir.Buna göre monopolcünün, kârını en yükseğe çıkarmak için kaç birim üretim yapması gerekir?

 

Cevap: Öncelikle monopolcü için denge üretim düzeyini belirleyelim:

Bilindiği gibi denge üretim düzeyi MR=MC düzeyinde gerçekleşir.

MC=2 olarak verilmiş MR'ye ihtiyacımız var...MR, TR fonksiyonunda Q'ya göre türevdir.Öyleyse TR yi oluşturalım.

TR=QxP ise

TR=(10-Q)Q     ve TR=10Q-Q2 olacaktır. MR=10-2Q ise artık denge üretim düzeyi belirlenebilir.

MR=MC gereği   10-2Q=2 olduğundan denge üretim düzeyi Q=4 bulunur.

Monopolcünün fiyatı P=10-4=6TL olur.

Monopolcünün TR' si ise=6x4=24TL olacaktır.

Üretim kararı alırsa lisans ücreti olarak 30TL ödeneceğinden firma üretim yapmaz.Çükü elde ettiği hasılat bile (maliyetleri hesaba katmaksızın) lisans ücretini karşılamıyor!

Diğer taraftan monopolcü üretim kararını elde edeceği kara göre belirler.Soru da kar ile mukayese etmememizin nedeni lisans ücretinin toplam hasılatı aşmasıdır.

 

2) Satın alınan mal miktarı değiştikçe farklı fiyatın uygulandığı fiyat politikasına ne ad verilir?

 

A) 1. dereceden fiyat farklılaştırması

B) 2. dereceden fiyat farklılaştırması

C) 3. dereceden fiyat farklılaştırması

D) İki kısımlı fiyatlandırma

E) Marj fiyatlaması

 

Cevap:

Monopolcü gerekli koşullar sağlanmışsa üç tür fiyat farklılaştırmasına gidebilmektedir:

a)     Birinci Derece/Tam Fiyat Farklılaştırması: Monopolcünün her tüketiciye farklı fiyat uygulaması durumudur. Örneğin bir doktorun her hastasına farklı muayene ücreti uygulaması bunun en tipik örneğidir. Tam fiyat farklılaştırmasında, tüketicilerin ödemeye razı olabilecekleri en yüksek fiyat uygulandığı için tüketici rantı sıfır olmaktadır.

b)     İkinci Derece Fiyat Farklılaştırması: Monopolcünün satılan mal miktarı arttıkça farklı fiyat uyguladığı durumdur. Örneğin TEDAŞ, ASKİ veya cep telefonu operatörlerinin uygulamaları ikinci derece fiyat farklılaştırmasıdır.

            c)  Üçüncü Derece Fiyat Farklılaştırması: monopolcünün her piyasa grubuna ayrı fiyat uygulamasıdır. Konut ve sanayide elektrik, su veya doğal gaz fiyatlarının farklı olması; tam bilet-öğrenci bileti uygulaması ve uluslar arası ticarette damping uygulamaları bunun örnekleridir.

3) Tam rekabet koşullarında çalışan bir firmanın kısa dönem arz eğrisi aşağıdakilerden hangisidir?
A)    Ortalama toplam maliyet eğrisinin yükselen kısmı
B)    Marjinal maliyet eğrisinin ortalama toplam maliyet eğrisinin üzerinde kalan kısmı
C)    Marjinal maliyet eğrisinin ortalama sabit maliyet eğrisinin üzerinde kalan kısmı
D)    Ortalama değişken maliyet eğrisinin yükselen kısmı
E)    Marjinal maliyet eğrisinin ortalama değişken maliyet eğrisinin üzerinde kalan kısmı

 

8 Ekim 2012 Pazartesi

1. Hafta Mikro İktisat Deneme Soruları


1)Tüketici dengesinin sağlandığı durumda, aşağıdakilerden hangisi her mal için aynıdır?

 
a) Tüketilen malların marjinal faydaları

b) Tüketilen malların marjinal ikame oranları

c) Tüketilen malların fiyatları ile marjinal faydalarının çarpımları

d) Tüketilen malların marjinal faydalarının fiyatlarına oranları

e) Tüketilen malların marjinal faydalarının tüketicinin gelirine oranları

 

Cevap:

MUx/Px=MUy/Py tüketici denge koşuludur. Bu koşul bize d şıkkını söyler.Diğer taraftan denge durumunda MRS malların fiyatları oranına eşitlenir. Ayrıca mallar arasındaki marjinal fayda oranı yine malların fiyatları oranına eşitlenir.Aynı eşitlikten türeyen alternatif yorumları da bilmekte yarar vardır.

2) Malların fiyatları yüzde 50 ve tüketicinin geliri yüzde 25 oranında artarsa bütçe doğrusu için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

a)Eğimi artarak sağa kayar.

b)Eğimi azalarak sola kayar.

c)Eğimi değişmeden sola kayar.

d)Eğimi değişmeden sağa kayar.

e)Konumu değişmez.

Cevap: Bütçe doğrusunun eğimini değiştiren yegane şey gelir değişmeden malların fiyatları oranının yani Px/Py değerinin değişmesidir. Hem X malı hem de Y malının fiyatı aynı oranda artsa ya da azalsa yine eğim değişmez! Öyleyse eğimin değişmesi için nispi fiyat yapısının bozulması gerekmektedir.

Diğer taraftan gelirdeki değişme ise bütçe doğrusunu içeri veya dışarı kaydırmaktadır. Gelir arttığında bütçe doğrusu dışa(sağa) , gelir azaldığında ise bütçe doğrusu içe(sola) kaymaktadır.

Soruda her ikisinde değişme olması durumu sorulmaktadır.Malların fiyatlarının aynı oranda (%50) artması tüketicinin alabileceği X ve Y malı miktarını azaltacağından bütçe doğrusunu içeri kaydırmaktadır.(eğim değişmez.) Gelirdeki artış ise bütçe doğrusunu dışarı kaydıracağından nihai etkiye bakılacaktır. Fiyatlardaki artış daha fazla olduğundan gelir artışı bunu telafi edememekte ve sonuçta bütçe doğrusu paralel olarak sola kayacak eğimi değişmeyecektir.

3)Yalnız bir mal tüketen bir tüketicinin toplam fayda fonksiyonu U=ax-x2 şeklindedir. (x miktarı gösterirken, a pozitif bir katsayıdır.)

Bu tüketicinin doyum noktası 2 birim olduğuna göre, a kaçtır?

 

A) 1            B) 2           C) 3          D) 4            E) 5

Cevap: Tek mal tükettiği varsayılan tüketici için denge koşulu (fayda maksimizasyon koşulu) o malın marjinal faydasını yine o malın fiyatına eşitlemektir.

Yani; MUx=Px olmalıdır.

Soruda fiyat verilmemiştir. Fiyat verilmediği için fiyatsız bir mal tükettiğini varsayalım. Fiyatı sıfır olan bir mal için doyum noktası marjinal faydanın sıfır olduğu yerdir. Yani tüketici toplam faydası maksimum olana kadar bu malı tüketir.( örneğin mevlide giden bir insan mevlid sonrası dağıtılan kıymalı pideden tıka basa doyana kadar yer. Yani yemeği ilave pideden haz almadığı anda bırakır.)

O halde U=ax-x2  ise MU=a-2x dir. ve doyum noktası MU' nun sıfıra eşit olduğu yerdir.

MU=a-2x=0 ve doyum noktasında x=2 ise buradan a=4 çıkar.

4) Bir malın Giffen malı olarak tanımlanabilmesi için ikame etkisi, gelir etkisi ve toplam etki hangi yönlerde oluşmalıdır ?

                

           İkame etkisi              Gelir etkisi            Toplam etki

 

       a)     Pozitif                    Negatif                   Pozitif

       b)    Negatif                    Negatif                  Negatif

       c)     Negatif                    Pozitif                    Pozitif

       d)      Pozitif                     Pozitif                     Pozitif

       e)     Negatif                    Pozitif                    Negatif

 

Cevap: Giffen malı bir çeşit düşük maldır. Düşük mallarda gelir etkisi daima pozitiftir. Düşük mal olsun olmasın bütün mallarda ikame etkisi negatiftir. O halde ikame etkisi asla pozitif olamaz!!!

Düşük mallarda iki etkinin yönü ters olduğu için toplam etkinin ne olacağı ikame etkisi mi büyük gelir etkisi mi büyük ona göre belli olacaktır.

Düşük mallar için şayet negatif ikame etkisi > pozitif gelir etkisi ise toplam etki negatif çıkacaktır ki bu sonuç düşük mal için fiyat azaldığında talep edilen miktarın arttığı anlamına gelir.

Diğer taraftan şayet pozitif gelir etkisi > negatif ikame etkisinden ise toplam etki Pozitif çıkacaktır ki bu sonuç düşük mal için fiyat azaldığında talep edilen miktarın da azalacağını veya fiyat arttığında talep edilen miktarın da artacağı anlamına gelir.VE BU MALA GİFFEN MALI DENİR. Giffen malı durumunda "Talep Kanunu" artık geçerli değildir.Yani Eğer bir mal giffen malı ise ona dair çizilen talep eğrisi pozitif eğimli olur.

HER GİFFEN MALI DÜŞÜK MAL İKEN HER DÜŞÜK MAL GİFFEN MALI DEĞİLDİR.

Öyleyse  bir malın Giffen malı olabilmesi için ikame etkisinin negatif( ki her mal için negatif olduğu açıklanmıştır.) gelir etkisinin pozitif ( ki düşük mallarda pozitif olduğu açıklanmıştır.)  toplam etkinin de pozitif çıkması gerekir.

3 Ekim 2012 Çarşamba

Fenerbahçe' de Neler Oluyor


Tarih 3Temmuz 2012 sabahı Türkiye insanı "vay bee neler oluyor ben nerdeyim?" diyerek uyandı şok bir operasyonla. Hepinizin bildiği üzere operasyonun adı "Şike ve Aziz Yıldırım" idi. Daha sonra yaklaşık 15 gün boyunca TV kanalarının hepsinde ilk sıra haberi canlı bağlantılar göz altılar birbirini izledi.UEFA da bizi izlerken Fenerbahçe Avrupa kupalarından men edildi.Dönemin federasyon başkanı Mehmet Ali Aydınlar:

"Tapeleri dinlediğimde şok oldum.Fenerbahçe'yi Avrupa'ya gönderirsek Türk futbolunun başı çok ağrır.İnanamıyorum bunlara" diyerek herşeyin açık sarih ve net bir şekilde ortada olduğunu ima etti.Gerçi sadece Aydınlar değil olaya müdahil olanlar da Aziz Yıldırım bitti diyerek ulaşamadığımız okuyamadığımız dinleyemediğimiz halde sanki herşeyin net bir şekilde olduğunu şikenin veya teşebbüsün ortada olduğunu anlattılar günlerce.

Bu esnada görüşme trafiği hızlandı.işe siyaset karıştı ve Sayın Başbakan, Aykut Kocaman ve Rıdvan Dilmen' le görüştü! Medya ve taraflar bu görüşmenin üzerinde pek durmadılar ilginçtir.Daha sonraları lig başladı Fenerbahçe çırpınıyor kenetleniyor takımın abileri demirbaşları ve liderleri Emre, Alex ve Volkan önderliğinde takım içi muhalefet ve gitme arzusu bastırılıyor Fenerbahçe güzel futboluna devam ediyordu.Derken lig bitti ve Fenerbahçe tüm otoriteler tarafından tam puan aldı.

Aziz Yıldırım'ın duruşması sonuçlanıyor "kesin suçlu baya ceza alır..." diyenlere inat Aziz Yıldırım serbest kalıyordu.

Ayrıca takım içinde sanki düğmeye basarcasına Aykut Kocaman tarafından önce Emre'nin kalemi kırıldı.Ağlayarak kopartıldım diyordu giderken Emre Belözoğlu.

Derken anlamsız ve yersiz denebilecek bir açıklama geldi Aykut Kocaman' dan tam da Aziz Yıldırımın tahliyesine rastlarcasına:

"Bu sene Alex' siz oynamaya alışacağız."

Açıklamanın anlamsız olmasının nedeni Alex takımın en iyi oyuncuları arasında iken neden kesilmeye çalışıldığı; yersiz olmasının nedeni ise açıklamanın tam da takımın şampiyonlar ligi ön elemelerine tekabül etmesi idi.

Ve Alex sessiz kalmıyor, tam adamına çattınız çekiyorum kılıçları diyor; bu açıklamalara twitleri ile körükle gidiyor tabiri caiz ise "rest e rest" diyordu!

Daha sonra Alex mantığını kaybetti ve hem saha da hem saha dışında(belki de bilinçli olarak mantığını kaybet denildi...????) "Fenerbahçe Düşmanı" tavırları ile umursamaz davranışları ile her geçen gün kendisine tanınan töleransı bitirdi! O dönemdeki maçlarda Alex sahada adeta yürüyor Fenerbahçe forması ile dalga geçiyor ne oynuyor ne de oynatıyor idi. Kötü oynayan futbolcunun oyundan alınması gayet doğal iken buradan fırsat yaratıp tavırları ile krizi sıcak tutuyordu!(gayet uyanıkça...) Ve sonuç: GÖNDERİLDİ.Medya haberlerinde bu olayı 1 numara yapıyor; Alex' in evinin önü matem ovası haline getiriliyor ve Fenerbahçeliler üzerinde duygusal baskı yaratılıyordu.Tüm camia hem Aykut Kocaman'a hem Aziz Yıldırım'a ateş püskürüyor yapılan anketlerde Alex %80 haklı sonuçları peş peşe açıklanıyordu.

Şimdi eminim ki Aykut Kocaman krizi başlayacak ve 3 hafta bir gün gidecek, ertesi gün görevimin başındayım diyerek gelecek, derken o da ayrılacak. Hemen akabinde bence Aziz Yıldırım sezon sonunda ayrılacağını çok yıprandığını açıklayacak ve o da bırakacak!

Demem o ki:

Yapılmak istenen, toplumu ve Fenerbahçelileri uyutarak; krizi yukarı taşıyarak yapılacak!

Aziz Yıldırım bunların farkında.Buna eminim fakat;

Kendisinin salıverilmesi acaba bu olaylar olsun diye bilinçli midir? Ve taraftarı kendinden soğutması ve bu şekilde taraftarın arkasından gitmemesi için emir dahilinde midir?ve Acaba olan biten danışıklı dövüş müdür? onu kestiremiyorum.