Avrupa ve ABD' de yeni parasal genişlemeye gidilmesi
açıklandı.ECB(Avrupa Merkez Bankası) borçlanma faizi yüksek olan ülkelerin
(mali riskleri yüksek olan ve borçlanmakta zorlanan ülkeler) tahvillerini satın
alarak faizleri düşürmeye çalışacak.FED (Amerika Merkez Bankası) ise konut
kredileri baz alınarak çıkarılmış olan tahvilleri satın alarak karşılığında
para basacak. Bu uygulamalarda aslında temel amaç varlık fiyatlarının artmasını
sağlamak. ECB faiz oranlarını makul seviyeye çekerek borç krizini çözmek ve
büyümeye destek sağlama amacı güdüyor.FED ise Pigou' nun ruhunu canlandırıp
varlık fiyatlarının artması neticesinde servet etkisi yaratarak iç talebin
canlanacağı görüşünde birleşiyor.
Teorik anlamda yapılan veya yapılacak olan bu hamleler acaba
nasıl sonuçlar doğuracak? Bu konuda çeşitli tereddütler hasıl olmuş vaziyette.
Özellikle Yunanistan, Portekiz ve İrlanda' nın durumu pek de iç açıcı değil. Bu
ülkeler açıklanan politikadan yararlanma imkanına sahipler. Fakat risk
algısı değişmediği takdirde yaydan çıkan ok hedefi bulmayabilir.
ABD' de sorun parasal aktarım mekanizmasının arzulandığı
gibi çalışmaması. FED kısa vadeli faiz oranını neredeyse sıfıra kadar
yaklaştırdı ve bilançosu üç kattan fazla arttı. Fakat iç talep canlanması
yaşanmadı. Parasal servet artarken artan servet reel ekonomiye yansımadı yani
spekülatif arenada değerlendirildi.
Şimdi gelelim ECB ve FED in aldığı kararların bizim gibi Az
Gelişmiş Ülkelere etkilerine:
Öncelikle, Gelişmiş ülkeler para bastıkça, yalnızca o
ülkelerdeki finansal varlıkların fiyatları değil, tüm dünyadaki emtia fiyatları
artıyor.Bunların en başında da petrol geliyor.Dünyadaki dolar rezervinin
artması petrolü dolar karşısında değerli hale getirip fiyatını yükseltiyor.
Temel hammadde olarak kullanılan petrol sayesinde enerji başta olmak üzere tüm
malların fiyatları artma eğilimine girerek maliyet kaynaklı enflasyon olgusu
doğuruyor. Diğer taraftan Gelişmiş ülkeler para bastıkça oluşan enflasyon
karşısında Az Gelişmiş Ülkeler kendi paralarını enflasyonla mücadele
çerçevesinde piyasadan çekmek zorunda kalıyorlar. Bu durum AGÜ lerin ekonomik
büyüme performanslarını olumsuz etkiliyor.
İkincisi, bollaşan Gelişmiş ülke paraları karşısında AGÜ
lerin paraları değerli hale gelerek başta ihracat olmak üzere bir dolu sorunu
beraberinde getirerek AGÜ lerin rekabet gücünü sekteye uğratıyor.
Bu bağlamda, Gelişmiş ülkelerde atılan adımların AGÜ leri
etkilemesi kaçınılmaz hale gelerek kaş yaparken göz çıkarma sözü akla geliyor.
Akla şu soru gelebilir. Peki ya o zaman arabanın uçuruma doğru gidişini
izleyecek miyiz? Tabi ki hayır. Fakat uygulanan politikaların maliyetleri iyi
hesaplanıp, küresel bazda atılacak adımların birilerinin yararına olurken
diğerlerin aleyhine olmaması gerektiğini iyi anlamak gerekir.
Ahmet Gökhan SÖNMEZ
19.09.2012
ANKARA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder